İhlas Suresi

ARAPÇASI

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ ﴿١﴾ اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ ﴿٢﴾ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ ﴿٣﴾ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً اَحَدٌ

 

OKUNUŞU

Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

  “Gul huvallâhu ehad. Allâhu’s-samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekun lehû kufuven ahad.

 

TÜRKÇE ANLAMI

Rahmân ve Rahîm  Allah’ın adıyla.

“De ki: O Allah birdir. Allah samed (her şey O’na muhtaç, O kimseye muhtaç değil)’dir. O doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir.

 

TEFSİRİ

1. Kul: Bu cümle Nübüvvete delildir. Zira iman ve teklif nübüvvetle sübut bulur. Bu sebeple yüce Allah peygamberimize hitap ederek “İnsanlara tevhidi ders ver” emreder. Teklifin irsal-i resul ile olduğuna delil de yüce Allah’ın “Biz peygamber göndermediğimiz kavme azap etmeyiz” (İsra, 17:15) ayetidir.

Hüve: Bu kelime “Havas” tabakasına “Tevhidi” ifade ile Allah’ın birliğini ispat eder. “Hû” kelimesi “Hava, Su, Toprak ve Nur” âleminde cereyan eden “Tevhid-i Ef’âlin” tüm mertebelerini izhar ile “Emir ve İradenin, İlim ve Hikmetin birer arşı olan bu âlemlerdeki “Esmâ-i İlâhiyenin” tasarrufunu görerek Allah’ın birliğine inanmayı ve her nevi şirkten uzak durmayı ifade eder.

Allah: “Tevhid-i Zâtı” ifade eder. Tüm Esmâ-i İlâhiyenin” membaı ve mercii, alem-i zat olan müsemmay-ı ilâhî olan “İsm-i Zât”tır.

Ehad: “Tevhid-i Esmâ ve Sıfatı” ifade eder. Bütün esma-i İlâhiyenin ve tecelliyât-ı Rabbaniyenin Ehadiyetten kaynaklandığını ifade ve i’lâm eder.

Tevhidin üç mertebesi vardır. Birincisi, Tevhid-i Zât; ikincisi, Tevhid-i Sıfat; üçüncüsü ise Tevhid-i Ef’âldir. Tevhid-i Zât, makam-ı istihlâktir. Bu makama gelen zat şayet sekr makamında ise “Lâ mevcûde illa hû” der. Uyanık ise “Her şey Ondandır” der. “Allahu hâliku külli şeyin” ayetini okur. Tevhid-i Sıfat, her kudreti onun kudret-i kâmilesinde, her ilmi onun ilm-i kâmilinde muzmahil ve her kemâli onun kemâlinin envarından bir lem’a olarak görmektir. Tevhid-i Ef’âl ise, vücutta Allah’tan başka müessir-i hakiki olmadığını ilme’l-yakîn, ayne’lyakîn ve hakka’l-yakîn bilmektir.

Ehadiyet: Yüce Allah’ı cisimden, cevherden, arazdan, şerikten ve bölünmekten münezzeh, ferd-i ferîd-i yekta olarak bilmektir. Peygamberimiz (sav) “Ehad, Hüve’l-ferdüllezî lem yezel vahdehu, ve lem yekun maahu ahiruhu” yani, “birliği zail olmayan fert ve sonu olmayan bir” (Garibu’l-hadis, 1:27) “Allah vardı ve onunla beraber hiçbir varlık yoktu. O şimdi de olduğu gibidir” hadisleri ile anlatmıştır.

Açıklama:

Akıllar yüce Allah’ı bilmek ve anlamaktan acizdir. Hz. Ebubekir (ra) “Allah’ın bilinemeyeceğini idrak etmek Onu tanımaktır” derken Bediüzzaman da “Yüce Allah’ı mevcud-u meçhul ünvanı ile bakarsan ma’ruf olur” demiştir. Bunun için yüce Allah kendisini “O hiçbir şeye benzemez, hiçbir şey onun dengi olamaz” (İhlas, 112:4) ve “Onun misli gibi bir şey yoktur” (Şura, 42:11) buyurmuştur.

İnsanlar Allah’ı bilemezler ve anlayamazlar; ancak yarattıklarına bakarak Allah’ın yaptığı, yarattığı şeylerden yola çıkarak isim ve sıfatlarını tanıyabilirler. Bu sebeple peygamberimiz (sav) “Siz Allah’ın zatını bilemezsiniz, aklınıza ne gelirse gelsin Allah onun dışındadır; bu sebeple sizler zatını düşünmeyiniz, mahlûkatında tefekkür ederek onu tanımaya çalışınız.” (Beyhaki, Şuâb-ı İman, 120; Keşfu’l-Hafa, Aclûnî, 1:271) buyurmuşlardır. Bu sebeple insan mahlûka bakarak Hâlıkı, sanata bakarak Sanii, rızka bakarak Râzıkı, varlık, sanat ve rızık aynasında tanımaya çalışmalıdır.

Yüce Allah zatını tanıtmak için mahlûkatı yaratmış, varlık aynasında zatını, esma ve sıfatları ile tanıyarak iman etmeleri için de insanı yaratmıştır. Bunun için insana akıl, hissiyat vermiştir. İnsan ma’kulatı aklı ile, mesmuatı sem’i ile, mubsıratı basarı ile, ezvakı da kuvve-i zâikası ile yani mahsusatı hissiyatı ile idrak eder. Âlemde ne varsa anahtarı insanın elindedir.

Şurası muhakkaktır ki aklın ma’kulatı idrâki, hissiyatın mahsusatı idrakinden daha kuvvetlidir. Çünkü akıl emr-i bâkî-i külliyi idrak eder, hissiyat ise yanılabilir. Allah “Vâcibu’l-Vücûd”dur. Çünkü aklın üç mertebesi vardır. Vâcib-i Mutlak: Bu Allah’ın varlığı ve birliğidir. Mümkünü’l-Vücût: Bütün mümkünat âlemleridir. Muhal: Aklen mümkün olmayan ve aklın kabul etmeyeceği şeydir. Bu ise Allah’ı inkar ve şirktir. Allah-ü Taâlâ vardır. Cemî kemal sıfatlarla muttasıftır ve tüm noksan sıfatlardan münezzehtir. Böyle olmaması muhaldir.

Cenâb-ı Hak vücûd-u mutlaktır. Mahlûkât ise izâfî ve nisbîdir. Allah’ın yaratması ile vardır. Bu sebeple mahlûkâta manây-ı harfî nazarı ile bakmalıdır ki bir manası olsun. Varlığın kendi başına bir anlamı yoktur. Varlığı, tagayyürü ve tahavvülü vâcibu’l-vücûdun esmasının tecellisi iledir. Allah-u Teâla zatı ile kâim ve dâimdir. Mahlûkat onun yaratması ile vücut bulur. Her şey onun esma ve sıfatının tecellisidir.

2. Samed, Allah’ın samediyetinin unvanıdır. Ebu Hureyre (ra) Samediyeti “Her şeyden müstağnî, her şey ona muhtaç” şeklinde izah etmiştir. Ali b. Ebî Talha ve İbn-i Abbas (ra) “Samed, südedinde kâmil olan seyyid, şerefinde kâmil olan şerîf, ilminde kâmil âlim demek olup şeref ve ululuk envâının hepsinde ekmel olandır” demişlerdir.

Samedin anlamını Câfer-i Sâdık, “Galib-i gayr-ı mağlûp” Husayn b. Fudayl “Dilediğini yapan ve dilediği gibi hükmeden” ve İbn-i Sina “Gına-i tamme ile mebde-i kül ve gâye-i kül arasında zâtında hiçbir tagayyür ve tebeddülü olmayandır” demişlerdir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Allah âlemlerden müstağnîdir” (Âl-i İmran, 3:97) buyurarak bu hususa işaret etmiştir. Yüce Allah âlemlerden müstağnîdir. Hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; ancak bütün varlıkların Allah’a ihtiyacı vardır.

Samediyete ayine olmak ise, Allah’tan başka hiçbir şeyi maksud-u bizzat etmemektir. Bunu en güzel bir şekilde gösteren peygamberimiz (sav) namazda karşısına koymuş olduğu sütreyi bile tam karşısına almaz, sağa veya sola meylettirirdi. (Buhari, Salât, 90; Ebu Davud, Salât, 104) Bu sebeple mü’min bilhassa kalbine Allah’tan başka bir şeyi koymaması gerekir. “El işte gönül hazrette” olmalıdır. İnsan ihtiyaçlarından dolayı eli ve bedeni sebeplere sarılsa da kalbini Allah’a vermelidir. Çünkü “Kalb ayine-i Sameddir. Kalbin batınına başka sevgilerin girmesine yer vermemelidir.” (Sözler, 2004, s. 1048-1050) Bediüzzaman hazretleri “Güzel değil batmakla kaybolan bir mahbup. Çünkü zevâle mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli” (Sözler, 334)

3. Yüce Allah bu ayeti ile bütün şirk nevilerini ret ve nefyeder. Tecezzi, tagayyür ve tenasül eden ne kayyumdur, ne hâlıktır, ne ilâh” (Sözler, 1134 ) buyurmaktadır. İsa, Üzeyir’in Allah’ın oğlu olduğu iddialarını reddettiği gibi, aya, yıldıza, tabiata ve güneşe tapanların şirklerini reddeder.

Yüce Allah’ın doğmaması demek “Ezelî” olması, doğurmaması da “Ebedî” olması anlamına gelmektedir. “Lem Yelid” Tagayyür ve fenayı nefyederken “Ve lem yûled” hudusu nefy ile kıdemi ispat etmektedir.

4. Yüce Allah’ın zatı, sıfatları, isimleri ve fiilleri benzersizdir. Hiçbir fani varlık Allah’ın işlerinin benzerini yapamadığı gibi yaptıklarını nasıl yaptığını da anlayamaz. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Allah’ın kadrini hakkı ile takdir edemediler. Kıyamet günü arz kabzasında, gökler de yemininde dürülmüş olan Allah’ı tesbih ederiz ki o, müşriklerin her nevi şirkinden münezzehtir” (En’am, 6: 91; Zümer, 39:67) buyurarak bu hususu açıklamıştır.

Yüce Allah’ın zatını asla idrak edemeyiz. Zira insan kendi ruhunu ve aklını anlamaktan ve bilmekten aciz ise elbette onu yaratan Allah’ı idrak edemez, bir şekil veremez ve mahiyetini asla bilemez. Dolayısıyla Allah’ın zâtî sıfatlarını anlayamaz; ancak iman eder. Subutî sıfatlarını da göz, kulak, gibi duyguları ile bilir ama mahiyetini idrak edemez. Çünkü Allah’ın bilmesi, görmesi ve konuşması mahlûkata asla benzemez. Fiillerinden ve şuûnâtından da isimlerine intikal eder; o fiillerin Allah’ın esmasının tecellisi olduğunu anlar; ama Allah’ın işlerinin benzerini asla yapamaz. Ancak Allah’ın bütün işleri mucize olduğu için hayret ve hayranlık duyarak imanını artırır.

 

FAZİLETLERİ

Okuyanı kıyamet korkularından kabir karanlığından cehennem azabından korur ve kurtarır. Ölüm acısını hafifletir. Çok okuyan ALLAH dostlarından olur. Okuyan kimse Şeytan’ın şerrinden ALLAH’a sığınmış, ALLAH’a yaklaşmış ve şirkten kurtulmuş olur.  Mükafat ve sevap olarak iman eden kimsenin sevap ve mükafatı verilir.

 

OKUMA TERTİBİ

1- İhlas Suresini okuyan kişi Kuran’ın 3 de 1′ ini okumuş gibi olur.

2- İhlas Suresini sabah namazının ardından 11 defa okuyana günah bulaşmaz. Şeytandan korunur.

3- İhlas Suresini 12 defa okuyan kişi Kuran’ı 4 defa okumuş gibi olur. Muteber insan olur.

4- İhlas Suresini her gün 50 defa okuyan kişinin 50 senelik günahı bağışlanır. Kıyamet günü kabrinden “Ey ALLAH’ı öven kimse kalk Cennete gir.” denilerek çağrılır.

5- İhlas Suresini 100 defa okuyanın günahları bağışlanır. Namazların ardından 100 defa okuyan Cehennem azabından kurtulur.

6- Hergün 200 defa İhlas Suresini okuyana ALLAH 1500 sevap yazar. 50 yıllık günahını bağışlar. (Yeter ki üstüne kul hakkı bulunmasın)

7- Yatarken sağ yanına uzanarak 3 defa İhlas Suresini okuyan Kıyamet günü ALLAH buyurur ki; Ey kulum sağ yandan Cennete gir.

8- Hergün 1000 defa İhlas suresini okuyan kendi nefsini ALLAH’dan satın almış olur. 100000 defa okuyan kendini ALLAH’dan satın almış olur. ALLAH tarafından bir melek göklerde ve yer yüzünde şöyle seslenir: Haberiniz olsun ki falan kişi ALLAH’ın azadlısıdır.

9- Her gün 1000 defa İhlas Suresini okuyan Cehennem azabından azad olur. Cuma günü cuma namazından sonra kalkmadan 7 şer defa İhlas Felak Nas Fatiha surelerini okuyan ikinci cumaya kadar ALLAH onu koruyup himayesine alır. Günahları bağışlanır.

10- İhlas Suresini çok okumayı adet edinen kişiye; ALLAH okuduğu günden kıyamet kopuncaya kadar kendi dostları için hazırladığı bütün hayırları dünya ve ahiret iyiliklerini okuyana verir. Ömrü uzar rızkı genişler tüm işlerinde ona yeterli olur kabir azabından kurtulur korku nedir bilmez. Kıyamet günü toplanılacak yere gideceği zaman beyaz inciden bir binit gelir ona biner ALLAH’ın huzurunda yerini alıncaya kadar hiç bir yerde durmaz. ALLAH ona Rahmet nazarı ile bakar. ALLAH okuyana bir kere mağfiret ettimi bir daha ona azab etmez. Rahmet her yandan onu kuşatır. Onu kendi himayesine alır. Cennet ile ikramda bulunur.

11- İhlas Suresini okuyan için surenin her harfine karşılık Cennette bir Hurma ağacı dikilir. Okuyana 1000 melek müvekkel kılınır. O melekler onun için saraylar yaparlar. Sarayların çevresine meyve ağaçları ve kokulu bitkiler dikerler.

12- İhlas Suresini okuyan için cennetlik olduğuna 70bin melek şahadette bulunur. Okuyana 70bin melek sevabı yazılır. ALLAH katında kurtuluş yolu bulan kulluk görevini yerine getiren oruç tutan zatlardan yazılır. Melekler o kulu süsleyip cennete götürürler. Cennete girince melekler onun derecelerine bakıp onun için hazırlanmış sarayları görünce hayrete düşerler.

13- İhlas Suresini günde 20 defa okuyana 70bin şehit sevabı verilir. Kendisi malı mülkü çocukları mübarek kılınır. 30 defa okuyan Resulullah Efendimize S.A.V. komşu olur. 50 defa okuyanın 50 yıllık günahı bağışlanır. 100 defa okuyana 100 yıllık ibadet sevabı yazılır. 200 defa okuyan 100 köle azad etmiş gibi olur. 400 defa okuyana 400 şehit sevabı verilir. 500 defa okuyan kişinin hem kendisi hemde ailesini ALLAH mağfiretine eriştirir. 1000defa okuyan kişi ALLAH’a olan borcunu ödemiş ve Cehennemden azad edilmiş olur.

14- Sabah namazından sonra kalkmadan 100 defa İhlas Suresini okuyanın günahları bağışlanır. 1000 defa okuyan kişi Cennet ile müjdelenir. Okumaya devam eden kişiye Tevhid Sancağı verilir. Duaları makbul olur. Gece ve gündüz 10 defa okuyan ALLAH’ın rızasına hak kazanır. Peygamberlerle bulunur. Şeytandan da korunmuş olur. Eve geldiğinde kişi Fatiha ile 3 İhlas okursa evde bereket ve hayır artar. Fakirlik ortadan kalkar. Komşularınada hayır ve bereketten verir. İhlas Suresini günde 1000 defa okuyana 70 kişiye şefaat etme imkanı verilir.

15- Yolculuğa çıkarken 11 defa İhlas okuyanı ALLAH onu evine dönünceye kadar korur.

16- İhlas Suresini 100 defa okuyana ALLAH her harf başına 10 sevap yazar. Onun 10 günahını siler. Derecesini 10 arttırır. Cennette onun için 100 saray yapar. Kuran’ı 33 defa okumuş gibi olur. Şirkten kurtulur. Meleklerin hazır olmasını sağlar şeytanı kaçırır. Azapdan kurtulur.

17- Akşam namazının sünnetinde; birinci rekatta Fatiha ile Kafirun ikinci rekatta Fatiha ile İhlas Suresini okur. Namaz bitince kalkmadan 30 defa İhlas Suresini okursa ALLAH O kuluna Cennette altından saraylar yapar. Ailesine ve komşularına hayır ve iyiliği dokunur.

18- Yatsı namazından sonra 2 rekat namaz kılar ve her rekatta Fatiha ile 20 İhlas okursa ALLAH onun için Cennette 2 saray yapar.

19- 4 rekatta Fatiha dan sonra 50 İhlas Suresi; toplam 4 rekatta 4 Fatiha ve 200 İhlas Suresi okursa 100 senelik günahları bağışlanır.

20- 12 bin defa İhlas Suresini okuyanın günahlarını ALLAH bağışlar.

21- Pazar günü güneş doğarken 10 ihlas okuyup isteğini ALLAH’a dua ederek dile getirenin duası kabul olur.

22- Beladan kurtulmak veya bir isteğin gerçekleşmesi için; akşam ile yatsı arası 1000 İhlas okuyup dua eden o beladan kurtulur isteği gerçekleşir.

23- İhlas ve Kafirun surelerini çok okuyan küfürden kurtulur. İmanlı olur. Cehennemden kurtulma beratına erişir. ALLAH’a yakınlaşır.

24- İhlas Suresi ile Fatiha Suresini çok okuyandan ALLAH fakirliği giderir. Evin bereketi ve hayrı çoğalır.

25- Arefe günü İhlas suresi okumanın faziletleri ve sevapları nelerdir?  Arefe günü 1000 ihlas okumak en çok biline faziletlerden biridir. 100 kez okuyan kişi için İhlas suresinin tüm faziletleri geçerli sayılır ve kişinin sevabına bolca sevap yazıları.  1000 kez okunduğunda günahların hepsinin silindiği de rivayet olarak dillendirilir.