Ayat-ı İşrûn (Yirmi Ayetler)

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ

1- “Allâhü lê ilêhe illê hüvel hayyül kayyûm, lê te’hüzühü sinetün velê nevm, lehü mê fissemeveti ve me fil’ard, Men zellezî yeşfeu indehû ille bi’iznih, ya’lemü me beyne eydîhim veme halfehüm vele yühîtûne bi’şey’in min ilmihî ille bime şee vesia kürsiyyühüs semeveti vel ard, vele yeûdühû hıfzuhüme ve hüvel aliyyül azîm” (Bakara, 255) (Ayet-el Kürsi), (Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir ki? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (Hiçbir şey O’na gizli kalmaz.) O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar, O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.)

 

اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَث۪يثًاۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِاَمْرِه۪ۜ اَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْاَمْرُۜ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ (*) اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةًۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَۚ (*) وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًاۜ اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ

2- “İnne rabbekümüllâhüllezî halakas semêvêti vel arda fî sitteti eyyêmin sümmestevê alêl arşı, yügşîl leylen nehêre yatlübühü hasîsen veş şemse vel kamere ven nücûme musahharêtin bi emrihi, e lê lehül halgü vel emr, tebêrakallâhü rabbülêlemîn” “Ud’û rabbeküm tedarruan ve hüfyeh, innehü lê yühıbbül mü’tedîn”Ve lê tüfsidû fîl ardı ba’de ıslêhıhê ved’ûhü havfen ve tamaê inne rahmetallêhi garîbün minel mühsinîn (A’raf, 54, 55, 56) (Şüphesiz ki Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş’ı istivâ etti (Arş üzerinde hükümran oldu). O, geceyi, durmadan onu kovalayan gündüze bürüyüp örter. Güneş, ay ve yıldızlar emrine boyun eğmiştir. İyi bilin ki yaratmak da emretmek de O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir! Rabbinize yalvara yakara gizlice duâ edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez. Islâh edildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Korkarak ve umarak O’na duâ edin. Muhakkak ki Allah’ın rahmeti muhsinlere yakındır)

 

وَالصَّٓافَّاتِ صَفًّاۙ (*) فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًاۙ (*) فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًاۙ (*) اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌۜ (*) رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِۜ (*) اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْكَوَاكِبِۙ (*)  وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ (*)  لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَاِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ (*)  دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ (*)  اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ

3- “Ves sêffati saffê” “Fez zêcirêti zecrê” “Fet têliyêti zikrê” “İnne ilêheküm le vêhıdun” “Rabbus semêvêti vel ardı ve mê beynehümê ve rabbul meşêrig” “İnnê zeyyennês semêed dunyê bi zîynetinil kevêkib” “Ve hıfzan min kulli şeytênin mêrid” “Lê yessemmeûne ilêl meleil a’lê ve yükzefûne min külli cênib” “Duhûran ve lehüm azêbün vêsibün” “İllê men hatıfel hatfete fe etbeahu şihêbun sêkibun” (Saffat, 1-10) (Andolsun saf saf dizilenlere! Önlerindekini sürdükçe sürenlere! Zikir okuyanlara! Şüphe yok ki sizin ilâhınız bir tektir. Göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların da Rabbidir, doğuların da Rabbidir. Biz yakın göğü bir ziynetle, yıldızlarla süsledik. Ve onu azgın her şeytandan koruduk. Onlar Mele-i âlâ’ya kulak verip, olup bitenleri aslâ dinleyemezler. Dinlemeye kalkışsalar her yönden sürülüp atılırlar. Kovularak onlara sürekli bir azap vardır. Hele bir tek söz kapan olursa delici bir alev onun peşine düşüverir)

 

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُواۜ لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍۚ (*) فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (*)  يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِۚ

4- “Yê ma’şeral cinni vel insi inisteta’tum en tenfüzû min aktêris semêvêti vel ardı fenfüzû, lê tenfüzûne illê bi sultân” “Fe bi eyyi âlêi rabbikümê tükezzibên” “Yürselü aleykümê şüvêzün min nêrin ve nühêsün fe lê tentesırên” (Rahman, 33-35) (Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin sınırlarını aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa hemen geçin. Amma geçemezsiniz, ancak bir sultan (Allah’ın verdiği bir güç) ile çıkabilirsiniz. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Üzerinize dumansız bir ateş ve bunaltıcı bir duman gönderilir de artık birbirinizi kurtaramaz ve yardımlaşamazsınız”

 

هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ (*) هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَز۪يزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ (*) هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

5- “Lev enzelnê hêzêl kur’êne alê cebelil le raeytehü hêşiam mutesaddiam min haşyetillêh ve tilkel emsêlü nadribühê lin nêsi leallehüm yetefekkerûn” “Huvallâhüllezî lê ilêhe illê hüv, âlimül gaybi veşşehêdeti, hüverrahmênürrahîm” “Huvallâhüllezî lê ilêhe illê hüv, el melikülkuddûsüs selêmül mü’minül müheyminül azîzül cebbêrül mütekebbir, sübhênallâhi ammê yüşrikûn” “Hüvallâhül hâligül bêriul müsavviru lehül esmêül hüsnê, yüsebbihu lehü mê fîs semêvêti vel ard ve hüvel azîzül hakîm” (Haşir, 22-24) (Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, muhakkak ki onun Allah’ın korkusundan baş eğdiğini ve parça parça olduğunu görürdün. Biz bu temsilleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz. O öyle bir Allah’tır ki, O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Görülmeyeni de bilir, görüleni de bilir. O Rahman’dır, Rahîm’dir. O öyle bir Allah’tır ki, O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O; mülkün sahibidir, her türlü eksiklikten yücedir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, emrinde galip olandır, istediğini yaptırandır, büyüklükte eşi olmayandır. Allah müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir. O; yaratan, var eden, şekil veren Allah’tır. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nu tenzih ve tesbih etmektedirler. O Azîz’dir, hüküm ve hikmet sahibidir)

 

Yirmi Ayetlerin Fazileti

Hasan bin Ali (ra) derki, kim bu yirmi ayeti okursa azılı şeytanların, zalim hükümdarların, saldırgan ve hırsızların ve vahşi hayvanların şerrinden emin olacağını garanti ederim. (Tembihü’l Gafilin, ss. 508)