Ayetlerle Dualar

 

رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّاۜ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ (*) رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَٓا اُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَۖ وَاَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ

1- “Rabbene tekabbel minne inneke entes semîül alîm” (*) “Rabbene vec’alne müslimeyni leke ve min zürriyyetine ümmeten müslimeten leke ve erine menesikene ve tüb aleyne, inneke entet tevvêbur rahîm” (Bakara, 127-8), (Ey Rabbimiz Yaptığımızı (ibadetlerimizi) bizden kabul buyur. Hakkıyla işiten ve bilen ancak sensin. Ey Rabbimiz bizleri sana boyun eğen kıl. Soyumuzdan da sana boyun eğecek mümin bir topluluk çıkar. İbadetlerimizi bize öğret. Günahlarımızı bağışla. Zira sen çok bağışlayıcı ve çok merhametlisin) (Hz. İbrahim as ve oğlu Hz. İsmail as Kâbe’yi inşa ederken birlikte yaptıkları duaları)  

 

 اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَمَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰى وَع۪يسٰى وَمَٓا اُو۫تِيَ النَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْۚ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْۘ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ

2- “Emennê billêhi ve mê ünzile ileynê ve mê ünzile ilê ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mê ûtiye mûsâ ve îsâ ve mê ûtiyen nebiyyûne min rabbihim, lê nüferrikü beyne ehadin minhüm ve nahnü lehü müslimûn” (Bakara, 136) (Biz Allah’a iman ettik. Bize indirilene; İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilenlere; Musa’ya, İsâ’ya ve diğer bütün peygamberlere Rableri tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırt etmeyiz. Biz ancak O’na teslim olanlarız) (Allah (cc)’nun müminlere tavsiye buyduğu dua)

 

اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ

3- “İnnê lillêhi ve innê ileyhi râciûn” (Bakara, 156) (Biz Allah içiniz ve elbette O’a döneceğiz) (Başlarına biz musibet gelen mümin kulların duası)

 

  رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

4- “Rabbene êtine fiddünye haseneten ve fil êhireti haseneten ve gınê azabennêr” (Bakara, 201) (Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada da, ahirette de iyilikler güzellikler ver ve bizi cehennem azabından koru.) (Devamı olan ayeti kerimede “Yaptıklarına karşı paylarına düşen mutluluk ve nimetlere kavuşacaklardır” diye açıklanan cennetlik kulların duası)

 

   

  رَبَّنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَۜ

5-  “Rabbene efriğ aleyne sabran veśebbit akdemene vensurne alelkavmil kêfirîn” (Bakara, 250), (“Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”) (Calut’un hem sayıca hem de sahip oldukları teçhizat açısından çok üstün olan ordusuna karşı, Ashab-ı Talut Efendilerimizin (313 Kişi) Duası)

 

   

 اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ

6- “Allâhü lê ilêhe illê hüvel hayyül kayyûm, lê te’huzühu sinetün velê nevm, lehu mê fissemeveti ve me fil’ard. Men zellezî yeşfeu indehû ille bi’iznih, ya’lemü me beyne eydîhim veme halfehüm vele yühîtûne bi’şey’in min ilmihî ille bime şee vesia kürsiyyühüs semeveti vel ard, vele yeûdühû hıfzuhüme ve hüvel aliyyül azîm” (Bakara, 255) (Ayet-el Kürsi), (Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir ki? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (Hiçbir şey O’na gizli kalmaz.) O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar, O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.) Her türlü ihtiyaç, istek, dilek, korunma, sığınma için okunur. Ayet’el-Kürsî’de 34 Esma-i İlahi vardır. 17’si açık olarak, 17’si de kapalı olarak bulunmaktadır. Aynı zamanda 17 “mim” harfi, 17 de “vav” harfi vardır. Allah’ın en büyük ismi Ayete’l-Kürsi’de mevcuttur. Bu yüzden Ayet’el-Kürsî ile dua edilirse biiznillah kabul edilir. Ayet’el-Kürsî, durak yerlerinin sayısınca 17, kelimeleri sayısınca 50, harfleri sayısınca 170, Resuller ve Ashab-ı Bedir ve Ashab-ı Talut sayısınca 313 defa okunur. Resul-ü Ekrem Efendimiz (s.a.v)’in isimleri sayısınca 201 defa okuyan kimsenin, dünya ve ahiretle ilgili istekleri biiznillah geri çevrilmez.

 

   

اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ۜ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪۠ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ (*) لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ

7- “Amenerrasulü bime ünzile ileyhi mirrabbihi vel mü’minun, küllün emene billahi ve melêiketihi ve kütübihi ve rusülih, le nüferrigu beyne ehadin mirrusülih ve galu semi’ne ve ata’na gufraneke rabbene ve ileykelmesir” (*) “Le yükellifullahü nefsenilla vüs’aha, lehe me kesebet ve aleyhe mektesebet, rabbene letüahızne innesine ev ahta’ne, rabbene vele tahmil aleyne ısran keme hameltehü alellezine min gabline, rabbene vele tühammilne, mele dagatelene bih, va’fü anne, vağfirlene, verhamne, ente mevlana fensurne alel gavmil kêfirin” (Bakara, 285-6) (Peygamber, Rabb’inden ne indirildi ise ona îman etti, mü’minler de… her biri “Allah’a ve meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inanırlar. Biz peygamberler arasında hiçbir ayrım gözetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Bağışla bizi Ey Rabbimiz, dönüşümüz elbette Sana’dır dediler. Allah kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Herkesin kazandığı lehine yüklendiği aleyhinedir. Ey Rabbimiz! Eğer unutur veya yanılırsak, bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz bizden evvelkilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz sorumluluğu bize yükleme, günahlarımız bağışla, bizi affet, bize merhamet eyle! Sensin bizim mevlâmız, kâfir topluma karşı bize yardım eyle)

 

   

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةًۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

8- “Rabbene letüziğ gulubene ba’de iz hedeytene veheb lene mil ledünke rahmeh inneke entel vehhab” (Al-i İmran, 8) (Ey Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Çünkü Sen çok bağışlayansın) (İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar)

   

اَلَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اِنَّنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِۚ (*) اَلصَّابِر۪ينَ وَالصَّادِق۪ينَ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْمُنْفِق۪ينَ وَالْمُسْتَغْفِر۪ينَ بِالْاَسْحَارِ (*) شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَاُو۬لُوا الْعِلْمِ قَٓائِمًا بِالْقِسْطِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۜ (*) اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُ۠

9- “Ellezîne yegûlüne rabbenê innenê êmennê fagfir lenê zünûbenê ve gınê azêben nêr“ “Es sâbirîne ves sâdigîne vel gênitîne vel münfikîne vel müstagfirîne bil eshêr” “Şehidallâhü ennehû lê ilêhe illê hüv, vel melêiketü ve ulûl ilmi gêimen bil gıst, lê ilêhe illê hüvel azîzül hakîm” “İnned dîne indêllêhil islêm” (Al-i İmran, 16-19) ((O takvâ sahipleri): “Ey Rabbimiz! Biz gerçekten iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru!” derler. (Onlar) sabredenler, sâdıklar, huzurunda gönülden boyun bükenler, Allah için infak edenler ve seher vaktinde istiğfar edenlerdir. Allah kendisinden başka ilâh olmadığına şâhitlik etmiştir. Melekler ve adâleti yerine getiren ilim sahipleri de O’ndan başka ilâh olmadığına şâhitlik ettiler. O Azîz’dir, hükmünde hikmet sahibidir. Allah katında din İslâm’dır) (Allah’ın hoşnutluğunu kazanan kullarının duası)

 

   

قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَٓاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَٓاءُۘ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَٓاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَٓاءُۜ بِيَدِكَ الْخَيْرُۜ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ(*) تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۘ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّۘ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

10- “Gulillehümme melike’l-mülki tü’ti’l-mülke men teşe’ü ve tenziü’l-mülke mim men teşe’ü ve tü’ızzü men teşe’ü ve tüzillü men teşe, biyedike’l-hayrü inneke alê külli şey’in kadir.” (*) “Tülicü’lleyl, fi’n-nehari ve tülicü’n-nehare fi’l-leyl, ve tuhricü’l-hayye mine’l-meyyiti ve tuhricü’l meyyite mine’l-hayyi ve terzüku men teşe’ü bi gayri hiseb.” (Al-i İmran, 26-27), (De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır, senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.”“Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin”) (Peygamber Efendimiz sav’in bir Yahudiye olan borcundan dolayı ona yakalanmaktan korktuğu için Cuma namazına gidemeyen Hz. Muaz Bin Cebel’e ra borcundan kurtulması için öğrettiği dua. Ayrıca Efendimiz sav bu ayeti kerimeleri okuduktan sonra da şöyle dua edilmesini tavsiye buyurmuşlardır: Ya Rahmanüddünya ve’l-Ahireti ve rahimihime tuti minhüme menteşeü ve temneu minhüme menteşeü ferhamni rahmetin tüğnini bihime anrahmetin min sivake (Ey dünyanın ve ahiretin Rahman’ı ve onların Rahim’i. Onlardan dilediğine veririsin dilediğine de vermezsin. Bana öyle bir rahmetle merhamet et ki, başkasının rahmetine muhtaç olmaktan kurtulayım)

 

   

رَبَّنَٓا اٰمَنَّا بِمَٓا اَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِد۪ينَ

11- “Rabbene emenne bime enzelte vettebe’nêrrasûle fektübne meaşşêhidîn” (Al-i İmran, 53),  (Ey Rabbimiz! İndirdiğin (Kitab’)a inandık ve Resûlü’n de peşinden gittik; artık bizi şehâdet edenlerle beraber yaz.) ( Hz. İsa (as)’nın Havarilerinin (ra) Duası)

 

   

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَاِسْرَافَنَا ف۪ٓي اَمْرِنَا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ

12- “Rabbeneğfirlene zünûbene ve isrefene fî emrine ve sebbit egdêmene vensurne alel gavmil kêfirîn” (Al-i İmran, 147) (Ey Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla. (Savaşta) ayaklarımızı sabit kıl (bize dayanıklılık ver) ve kâfirler güruhuna karşı bize yardım et/zafer ihsan eyle.) (Zalimlere, sıkıntılara karşı sabırla mücadele eden peygamberler ve hak erlerinin duası)

 

   

ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

13- “Sümme enzele aleyküm min ba’dil ğammi emeneten nüêsen yağşe dêifeten minküm ve dêifetün gad ehemmethüm enfüsühüm yezunnûne billêhi ğayral haggı zannel cêhiliyyeh, yegûlûne hel lene minel emri min şey’, gul innel emra güllehü lillêhi, yühfûne fî enfüsihim mele yübdûne lek, yegûlûne lev kene lene minel emri şey’ümme gutilne hehüne, gul lev küntüm fî büyütiküm le berazellezîne kutibe aleyhimül gatlü ilê medêciihim ve li yebteliyellehü me fî sudûriküm ve li yümehhısa me fî gulübiküm, vallâhü alîmüm bizetissudûr” (Al-i İmran, 154), (Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere gideceklerdi. Allah bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah özünüzü (kalplerinizde olanı) bilir) (Bu ayeti kerimede Kur’an-ı Kerimde yer alan bütün harfler mevduttur ve okunması duaların kabulüne vesiledir.)

 

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ

14- “Hasbunallahu ve ni’mel vekil” “ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr” “Gufraneke Rabbena ve ileykel masir” (Ali İmran, 173) (Allah, bize yeter, O ne güzel vekildir.” Ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır. Ey Kudret ve azamet sahibi Rabbimiz! Senin mağfiretini isteriz. Ölümden sonra dönüşümüz sanadır) (Bold yazılı kısım Hz. İbrahim as’ın duası)

 

 

اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًاۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ(*) رَبَّنَٓا اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ

15- “Ellezîne yezkürûnallêhe gıyemen ve guûden ve ale cünûbihim ve yetefekkerûne fî halgıssemêveti vel ard, Rabbene me halagte heze batıle, Subhêneke fegıne azebennêr” (*) “Rabbenê inneke men tüdhilinnera fegad ahzeyteh, veme lizzâlimîne min ensâr” (Al-i İmran, 191,192) (Onlar ayakta, otururken ve yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yeryüzünün yaratılışı hakkında teffekürdere ve derler ki; “Ey Rabbimiz, sen bu evreni boşuna yaratmadın, sen (böyle bir anlamsızlıktan) münezzehsin, bizi Cehennem azabından koru! Ey Rabbimiz, sen birini Cehennem’e atınca onu perişanlığa mahkûm etmişin demektir. İşte cehenneme atılacak olan zalimlerin hiçbir yardıcısı yoktur) (Kaninatın yaratılışını düşünerek Allah’ın yüceliğne bir kez daha hayran olan O’u her yerde ve her zaman teşbih ve tazim eden akıl sahibi müminlerin duası)

 

رَبَّنَٓا اِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَاد۪ي لِلْا۪يمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّاۗ رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْاَبْرَارِ

16- “Rabbene innene semi’ne münediyen yünedî lilîmeni en eminû bi rabbiküm fe emenne, Rabbene feğfirlene zunûbene ve keffir anne seyyiâtine ve teveffene meal ebrâr” (Al-i İmran, 193) (“Ey Rabbimiz! Biz, imana çağıran ve “Rabbinize inanın!” diye tevhide dâvet eden bir zatı duyduk ve icabet ettik. Artık Sen bizi affet, kusurlarımızı bağışla ve iyilerle birlikte bizim canımızı al”)

 

  

رَبَّنَا وَاٰتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلٰى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْم۪يعَادَ

17- “Rabbene ve etine me ve adtene ale rusülike vele tühzine yevmel gıyameh. İnneke le tuhlifül mîâd. (Al-i İmran, 194) (Ey Rabbimiz! Bize peygamberlerin vasıtasıyla vaadettiğin (sevâb)ı ver, bizi kıyâmet gününde rezil etme! Elbette sen, sözünden asla dönmezsin.) (Gerek ayakta, gerek otururken gerek yatarken Allah’ı tesbih eden ve yaratıklarını düşünerek tefekkür eden akıl sahiplerinin duası).

 

 

وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَلِيًّاۗ وَكَفٰى بِاللّٰهِ نَص۪يرًا

18- “Ve kefe billâhi veliyyev ve kefe billâhi nasîra” (Nisa, 45) (Dost olarak da, yardımcı olarak da Allah yeter), (Düşman topluluklara karşı Allah’ın mümin kullarına bizzat tavsiye ettiği dua)

 

رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يرًاۜ

19- “Rabbene ehricne min hezihil garyettizzalimi ehlühe. Vec’allene min ledünke veliyye. Vec’allene min ledünke nesira” (Nisa, 75), (Ey Rabbimiz, bizi şu zalimlerin yaşadığı beldeden çıkar, bize katından bir kurtarıcı, kendi katından bir destek (yardım) gönder) (Zalimlerin zulmüne düçar olan mazlumların duası)

 

 اللّٰهُمَّ رَبَّنَٓا اَنْزِلْ عَلَيْنَا مَٓائِدَةً مِنَ السَّمَٓاءِ تَكُونُ لَنَا ع۪يدًا لِاَوَّلِنَا وَاٰخِرِنَا وَاٰيَةً مِنْكَۚ وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ

20- “Allahhümme Rabbene enzil aleyne mêideten minessemêi tekünûlenê idel lievveline ve êhirine eyeten minke verzugnê ve ente hayrurrazıgın” (Maide, 114), (Ey Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim hem öncekilerimiz hem sonrakilerimiz için bir bayram ve senden bir delil (mucize) olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!)(Hz. İsa as’ın Havarilerinin isteği üzerine Allah cc’den bir mucize olarak gökten sofra indirdiği duası)

 

 اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ (*) لَا شَر۪يكَ لَهُۚ

21- “İnne salâtî ve nusukî ve mahyêye ve memêtî lillêhi rabbil âlemîn” (*) “Le şerîkeleh” (Enam, 162-3), (Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O’nun hiç bir ortağı yoktur)(Allah’ın cc bizzat Peygamber Efendimiz’e sav öğrettiği dua)

 

رَبَّنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَالَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

22- “Rabbene  zalemne enfüsene ve il lem teğfir lene ve terhamne le-nekünenne mine’l -hâsirîn” (Araf, 23) (Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak kaybedenlerden oluruz) (Hz. Âdem as’ın duası)

 

اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَث۪يثًاۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِاَمْرِه۪ۜ اَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْاَمْرُۜ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ(*) اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةًۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَۚ (*) وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًاۜ اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ

23- “İnne rabbekümüllâhüllezî halakas semêvêti vel arda fî sitteti eyyêmin sümmestevê alêl arşı, yügşîl leylen nehêre yatlübühü hasîsen veş şemse vel kamere ven nücûme musahharêtin bi emrihi, e lê lehül halgü vel emr, tebêrakallâhü rabbülêlemîn” “Ud’û rabbeküm tedarruan ve hüfyeh, innehü lê yühıbbül mü’tedîn”Ve lê tüfsidû fîl ardı ba’de ıslêhıhê ved’ûhü havfen ve tamaê inne rahmetallêhi garîbün minel mühsinîn (A’raf, 54, 55, 56) (Şüphesiz ki Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş’ı istivâ etti (Arş üzerinde hükümran oldu). O, geceyi, durmadan onu kovalayan gündüze bürüyüp örter. Güneş, ay ve yıldızlar emrine boyun eğmiştir. İyi bilin ki yaratmak da emretmek de O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir! Rabbinize yalvara yakara gizlice duâ edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez. Islâh edildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Korkarak ve umarak O’na duâ edin. Muhakkak ki Allah’ın rahmeti muhsinlere yakındır) (Şeytanın vesvesesinden koruyan dua Tembihül Gafilin, 510)

 

رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَاَنْتَ خَيْرُ الْفَاتِح۪ينَ

24- Rabbeneftah beynene ve beyne gavmine bil hakkı ve ente hayrul fêtihîn” (A’raf, 89), (Ey Rabbimiz! Artık bizimle (şu zalim) kavmimiz arasında hükmünü ver. Kuşkusuz Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın), (Hz. Şuayb as’ın duası).

 

رَبَّنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِم۪ينَ۟

25- “Rabbene efriğ ‘aleyne sabran veteveffene müslimîn” (A’raf, 126) (Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al) (Hz. Musa’ya karşı Firavunun getirdiği sihirbazların Hz. Musa’ya iman ettikten sonra Firavun tarafından ölümle tehdit edilince yaptıkları dua)

 

رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَلِاَخ۪ي وَاَدْخِلْنَا ف۪ي رَحْمَتِكَۘ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ۟

26- “Rabbigfirlî ve li ehî ve edhilne fî rahmetike ve ente erhamürrâhimîn” (A’raf, 151), (Ya Rabbî, beni ve kardeşimi affet. Rahmetine hususi rahmetine bizi de dâhil et; çünkü merhamet edenlerin en merhametlisi Sensin Sen!) (Hz. Musa as’nın duası).

 

اَنْتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الْغَافِر۪ينَ

27- (Rabbi) “Ente veliyyune feğfirlene verhamne ve ente hayrûl gâfirîn” (A’raf, 155)

 (Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın) (Hz. Musa as’ın duası)

 

وَاكْتُبْ لَنَا ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ اِنَّا هُدْنَٓا اِلَيْكَۜ

28- “Vektub lene fî hezihid dünye haseneten ve fîl ehireti inne hüdne ileyk” (A’raf, 156)

 (Bize dünyada da ahirette de iyilikler ve güzellikler nasip eyle. Çünkü biz affını ve merhametini umarak Sana, yöneldik) (Hz. Musa as’ın kavminden 70 kişiyi şeçerek çıktıkları Tur Dağı’nda Allah’ın kelamını bizzat duydukları halde, küstah bir tavırla biz Allah’ı açıkça görmeyince inanmayız demeleri üzerine müthiş bir sarsıntıya çarptırılınca, Hz. Musa as’ın yaptığı duası)

 

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ

29- “Hasbiyallahu le ilehe ille hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm” (Tevbe, 129). (Allah bana yeter, O’ndan başka ilah yoktur. Ben yalnız O’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın sahibidir) (Peygamber Efendimiz sav’e Allah’ın bizzat tavsiye ettiği dua)

 

 رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَۙ

30- “Rabbene le tecalne fitneten lil gavmizzâlimîn” (Yunus, 85) (Ey Rabbimiz! Bizi bu zalim insanlar için imtihan aracı yapma!)

 

 وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ

31- “Ve neccine bi rahmetike minel gavmil kefirîn” (Yunus, 86)  (Bizi rahmetinle bu kâfirler topluluğundan kurtar.) (Firavunun tehditlerine rağmen Hz. Musa as’a iman eden küçük bir grup gencin duası)

 

رَبَّنَٓا اِنَّكَ اٰتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَاَهُ ز۪ينَةً وَاَمْوَالًا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۙ رَبَّنَا لِيُضِلُّوا عَنْ سَب۪يلِكَۚ رَبَّنَا اطْمِسْ عَلٰٓى اَمْوَالِهِمْ وَاشْدُدْ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَل۪يمَ

32- “Rabbene inneke  êteyte firavne vemelêehü zineten ve emvelen fil hayetiddünya rabbene liyüdillü en sebilik rabbenetmis alê emvêlihim veşdüd alê gulübihim fele yü’minü hatta yerevül azebel elim” (Yunus, 88) (Ey Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun ve erkânına bu dünya hayatında debdebeler, servetler verdin. Rabbimiz! Senin yolundan insanları saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et. Kalplerini sık. Çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler) (Hz. Musa as’nın duası)

 

 رَبِّ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌۜ وَاِلَّا تَغْفِرْ ل۪ي وَتَرْحَمْن۪ٓي اَكُنْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

33- “Rabbi innî eûzu bike en es’eleke me leyse lî bihî ilmüvve ille tağfirlî ve terhamnî eküm minel hêsirîn” (Hud, 47) (Ey Rabbim! Bilmediğim bir şeyi senden istemekten sana sığınırım. Beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen, ziyana uğrayanlardan olurum) (Hz. Nuh as’ın tufanda boğulan oğlu için dua etmesi üzerine Allah cc tarafından uyarıldıktan sonra ettiği duası)

 

فَصَبْرٌ جَم۪يلٌۜ وَاللّٰهُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ

34- “Fe sabrun cemîl, vallêhul müsteenü ale me tasifûn” (Yusuf, 18) (Artık bana güzelce sabır gerekir. Söylediklerinize karşı da yardımına sığınılacak ancak Allah’tır) (Hz. Yakup as’ın oğulları, kardeşileri Hz. Yusuf as’ı kuyuya attıktan sonra kanlı gömleğini getirerek onu kurt kaptı diye yalan uydurmaları üzerine yaptığı duası)

 

 رَبِّ السِّجْنُ اَحَبُّ اِلَيَّ مِمَّا يَدْعُونَن۪ٓي اِلَيْهِۚ وَاِلَّا تَصْرِفْ عَنّ۪ي كَيْدَهُنَّ اَصْبُ اِلَيْهِنَّ وَاَكُنْ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ

35-  “Rabbissicnü ehabbu ileyye mimme yed’ûnenî ileyhi ve ille tasrif annî keydehünne asbü ileyhinne ve ekün minel cêhilîn” (Yusuf, 33) (Ey Rabbim! Zindan benim için, bunların isteklerini yapmaktan daha sevimlidir. Eğer tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve câhillerden olurum) (Hz Yusuf as’ın kadınların arzularına karşı koyması üzerine kendisine atıkları zina iftirasına karşı yaptığı duası)

 

وَمَٓا اُبَرِّئُ نَفْس۪يۚ اِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّٓوءِ اِلَّا مَا رَحِمَرَبّ۪يۜ اِنَّ رَبّ۪ي غَفُورٌ رَح۪يمٌ

36- “Ve me uberriu nefsî, innen nefse le emmeretün bis sûi ille me rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm”(Yusuf, 53) (Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Rabbimin merhameti olmadıkça nefis olanca şiddetiyle kötülüğü emreder. Şüphesiz ki Rabbim bağışlayandır, merhamet edendir) (Hz. Yusuf as’ın kendisinin masumumiyetini ispatladıktan sonra hapisten çıkarken yaptığı duası)

 

فَاللّٰهُ خَيْرٌ حَافِظًاۖ وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ

37- “Fallahu hayrun hafizen ve hüve erhamür rahimin” (Yusuf, 64) (En iyi koruyan Allah’tır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir) (Hz. Yakub as’ın oğulları ikinci kez Mısır’a giderken Yusuf as’ın ısrarı üzerine küçük oğlu Bünyamin’i götürmek istemeleri üzerine, onu onlara değil Allah’a emanet ederken yaptığı duası)

 

وَمَٓا اُغْن۪ي عَنْكُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُۚ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ

38- “Ve me ugnî anküm minallehi min şey’in, inil hükmü ille lilleh, aleyhi tevekkeltü ve aleyhi felyetevekkelil mütevekkilûn” (Yusuf, 67) (Bununla beraber ben, Allah’ın hükmünden hiçbir şeyi sizden gideremem. Hüküm yalnız Allah’ındır. Ben ancak O’na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de O’na tevekkül etsinler) (Hz. Yakup as’ın oğullarını ikinci kez Mısır’a gönderirken onlara lüzumsuz yere dikkat çekmemesi için şehre ayrı ayrı kapılardan girmelerini tavsiye ettikten sonra yaptığı duası)

 

اِنَّمَٓا اَشْكُوا بَثّ۪ي وَحُزْن۪ٓي اِلَى اللّٰهِ وَاَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

39- “İnneme eşkû bessî ve hüznî ilallêh” (Yusuf, 86) (Ben sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum) (Hz. Yakub as’ın Hz. Yusuf as’den sonra küçük oğlu Bünyamin’i de kaybetmesi üzerine iyice bitkin düşünce diğer oğullarının bu kadar kendisini kaybetmemsini aksi takdirde kederinden öleceğini söylemeleri üzerine yaptığı duası)

 

رَبِّ (…)  فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اَنْتَ وَلِيّ۪ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ تَوَفَّن۪ي مُسْلِمًا وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّا

40- “Rabbi… fêtırassemeveti velardı ente veliyyî fîd dünye vel ehıreti, teveffenî müslimen ve elhıgnî bissêlihîn”(Yusuf, 101) (Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni sâlih kulların arasına kat!) (Hz. Yusuf as’ın babası Hz. Yakup as ve diğer kardeşlerine kavuştuktan sonra yaptığı (kendisine bağşettiği dünya hükümranlığını değil asıl ahiret yurdunu istediğini ifade ettiği duası).

 

  وَمَا لَنَٓا اَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللّٰهِ وَقَدْ هَدٰينَا سُبُلَنَاۜ وَلَنَصْبِرَنَّ عَلٰى مَٓا اٰذَيْتُمُونَاۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ۟

41- “Ve me lene elle netevekkele alallahi vegad hedene sübülene vele nesbiranne ale me ezeytümüne ve alallahi fel yetevekkelil mütevekkilün” (İbrahim, 12), (Bize yollarımızı gösteren Allah’a niçin güvenmeyelim ki? Sizin bize ettiğiniz eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler) (Kâfirlerin satşamalarına ve tehtidlerine karşı peygamber-i izam efendilerimizin yaptığı dualardan birisi)

 

 رَبِّ اجْعَلْن۪ي مُق۪يمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّيَّت۪يۗ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَٓاءِ (*) رَبَّنَا اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ۟

42- “Rabbic alnî mugimesseleti ve min zürriyyeti rabbene ve tegabbel duâ” (*) “Rabbenêğfirlî ve livalideyye ve lil mü’minîne yevme yegumül hisêb”(İbrahim, 40-41)

 (Ey Rabbim! Beni ve neslimden gelenleri de namazı gereği gibi kılanlardan eyle. Ey Rabbimiz! Duamı kabul buyur. Ey Rabbimiz! Hesabın görüleceği kıyâmet gününde beni, annemi, babamı ve tüm mü’minleri bağışla) (İbrahim aleyhisselâm kendisinin affını, anne ve babasının ve bütün mü’minlerin bağışlanmasını istemiş ve bizlere bu çeşit duâ etmemizi öğütlemiştir.)

 

 رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يرًاۜ

43- “Rabbirhemhüme keme rabbeyênî sagîrê(İsra, 24) (Ey Rabbim! Küçüklüğümde onlar bana nasıl merhamet etmişlerse, şimdi de sen onlara öyle rahmet eyle). (Ahireti kazanmak ve en yüce makama ulaşmak isteyen müminlere tavsiye edilen dua)

 

رَبِّ اَدْخِلْن۪ي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَاَخْرِجْن۪ي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَص۪يرًا

44- “Rabbi edhılnî müdhale sıdgın ve ehricnî mührace sıdgın vec’al lî min ledünke sultanen nasira” (İsra, 80) (Yâ Rabbi! (Hicretle gireceğim yere) beni doğruluk (ve hoşnutluk) üzere dâhil et. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk (ve hoşnutluk) çıkışıyla çıkar. Bana tarafından yardım edici bir kuvvet (iktidar) ver.) (Efendimiz e (sav) bizzat Allah’ın öğrettiği ve tavsiye ettiği dua)

 

كَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْۜ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِه۪ خَب۪يرًا بَص۪يرًا

45- “Kefe billêhi şehiden beyni beyneküm innehü kêne bi ibedihi habiram basira” (İsra, 96)  (Benimle sizin aranızda gerçek şâhit olarak Allah kâfidir. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları görmektedir) (Müşriklerin inatları karşısında Allah cc’nin Efendimize sav’e tavsiye buyurduğu dua)

 

رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَدًا

46- “Rabbene etine min ledünke rahmeten ve heyyi’ lene min emrine raşede” (Kehf, 10) (Ey Rabbimiz! Bize tarafından bir rahmet ver ve işimizde bizim için bir kurtuluş yolu (ve başarı) hazırla.) ( Zalim Roma İmparatoru Dakyanus’un zulmünden kaçıp bir mağaraya sığınan gençlerin, Ashab-ı Kehf’in duası)

 

 عَسٰٓى اَنْ يَهْدِيَنِ رَبّ۪ي لِاَقْرَبَ مِنْ هٰذَا رَشَدًا

47- “Asê ey yehdiyeni Rabbi li egrabe min heze raşede” (Kehf, 24)  (Umarım ki Rabbim beni doğruya, bundan daha doğru bir yola iletir) (Allah cc Efendimiz’e tavsiye buyurduğu dua)

 

مَا شَٓاءَ اللّٰهُۙ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِۚ

48- “Mâşâallâhu lê kuvvete illâ billêh” (Kehf, 39) (“Maşaallah! Allah ne güzel dilemiş ve yapmış! Ondan başka gerçek güç ve kuvvet sahibi yoktur) (Nazar duası)

 

رَبِّ اشْرَحْ ل۪ي صَدْر۪يۙ (*) وَيَسِّرْ ل۪ٓي اَمْر۪يۙ (*) وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَان۪يۙ (*) يَفْقَهُوا قَوْل۪يۖ

49- “Rabbişrah lî sadrî ve yessir lî emrî vahlül ‘ukdeten min lisênî yefkahû kavlî” (Taha, 25-28), (Ey Rabbim! Göğsümü aç, genişlet. İşimi kolaylaştır. Dilimde bulunan düğümü çöz de, anlasınlar beni) (Hz. Musa as’ın, Allah (cc)’un kendisinden Firavunu imana davet etmesini isteyince yaptığı dua)

 

رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَۚ

50- “Rabbi inni messenniyeddurru ve ente erhamürrahimin” (Enbiya, 83) (Bana gerçekten çetin bir bela/hastalık isabet etti. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin) (Hz. Eyyüb as’ın duası)

 

 لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَۗ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَۚ

51- “Le ilahe ille ente Sübhaneke inni küntü minezzalimin” (Enbiya, 87) (Ya Rabbi! Senden başka ilah yoktur. Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Ben şüphesiz ki zalimlerden biri oldum) (Hz. Yunus as’ın duası)

 

 رَبِّ لَا تَذَرْن۪ي فَرْدًا وَاَنْتَ خَيْرُ الْوَارِث۪ينَۚ

52- “Rabbi le tezerni ferden ve ente hayrul verisin” (Enbiya, 89) (Ey Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen vârislerin en hayırlısısın) (Hz. Zekkeriya as’nin duası)

 

رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّۜ وَرَبُّنَا الرَّحْمٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ

53- “Rabbihküm bil haggı ve rabbünerrahmenül müsteanü ale me tesifün” (Enbiya, 112), (Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz Rahman’dır, sizin bu vasıflandırdığınız şeylere karşı kendisinden yardım istenilendir) (Peygamber Efendimiz’in İslam’ı tebliğ ettikten sonra müşriklerin düşmalığına karşı yaptığı dua)

 

هُوَ مَوْلٰيكُمْۚ فَنِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ

54- “Hüve mevlêküm, fe ni’mel mevlê ve ni’men nasîr” (Hac, 78), (O sizin Mevlâ’nızdır. O ne güzel Mevlâ, ne güzel yardımcıdır!)

 

 رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاط۪ينِۙ (*) وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ

55-  “Rabbi eûzü bike min hemezatişşeyatîn (*) Ve eûzü bike Rabbi en yehdurûn” (Müminun, 97-98) (Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Rabbim, onların yanımda bulunmalarından Sana sığınırım.) (Efendimize (sav)’a Allah’ın öğrettiği dua)

 

 رَبَّنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِم۪ينَۚ

56- “Rabbene emenne feğfirlene verhamne ve ente hayrurrêhimîn” (Müminun, 109) (Ey Rabbimiz! İman ettik, bizi bağışla ve bize merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.) (Dünyadayken zalimlerin ve taraftarlarının alay ettiği, Allah’ın inanmış cennetlik kullarının duası)

 

رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِم۪ينَ

57- “Rabbiğfir verham ve ente hayrur râhimin” (Müminun, 118) (Ey Rabbim, (mü’minleri) bağışla ve merhamet eyle. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.) (Alhhal cc’un Peygamber Efendimiz’in şahsında müminlere tavsiye buyurduğu dua)

 

رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَۗ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًاۗ

58- “Rabbenesrif anne azabe cehenneme inne azebehe kane ğarame” (Furkan, 65) (Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzak tut, çünkü onun azabı çok korkunç ve devamlı bir azaptır.) (Allah’ın halis kullarının duası)

 

 رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَامًا

59- “Rabbene heb lene min ezvecine ve zürriyyetine gurrete e’yünin vec’alne lilmüttagîne imame” (Furkan, 74) (Ey Rabbimiz! Bize gözümüzün aydınlığı olacak tertemiz eşler ve nesiller lütfet ve bizi müttakilere öncü kıl)

 

اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ (*) لَا ضَيْرَۘ اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَۚ (*) اِنَّا نَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَايَانَٓا اَنْ كُنَّٓا اَوَّلَ الْمُؤْمِن۪ينَۜ

60- “Emennê bi rabbil âlemîn” (***) “lê dayra innê ilê rabbinê müngalibûn” (*) “İnnê natmeu en yagfira lenê rabbunê hatêyênê en künnê evvelel mü’minîn” (Şuara, 47 ve 50-51), (Biz âlemlerin Rabbine iman ettik! (*) Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz. İlk inananlar olduğumuz için Rabbimizin kusurlarımızı bağışlayacağını umarız) (Hz. Musa as ve iman eden Sihirbazların duaları)

 

قَالَ اَفَرَاَيْتُمْ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَۙ (*) اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمُ الْاَقْدَمُونَ (*) فَاِنَّهُمْ عَدُوٌّ ل۪ٓي اِلَّا رَبَّ الْعَالَم۪ينَۙ (*) اَلَّذ۪ي خَلَقَن۪ي فَهُوَ يَهْد۪ينِۙ (*) وَالَّذ۪ي هُوَ يُطْعِمُن۪ي وَيَسْق۪ينِۙ (*) وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْف۪ينِۖ (*) وَالَّذ۪ي يُم۪يتُن۪ي ثُمَّ يُحْي۪ينِۙ (*) وَالَّذ۪ٓي اَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ ل۪ي خَط۪ٓيـَٔت۪ي يَوْمَ الدّ۪ينِۜ (*) رَبِّ هَبْ ل۪ي حُكْمًا وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّالِح۪ينَۙ (*) وَاجْعَلْ ل۪ي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِر۪ينَۙ (*) وَاجْعَلْن۪ي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّع۪يمِۙ (***) وَلَا تُخْزِن۪ي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ (*) يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ (*) اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ (*)

61- “Eferaeytüm mê küntüm ta’büdûn (*) Entüm ve êbvükümül akdemûn (*) Fe innehüm adüvvün lî illê rabbel âlemîn (*) Ellezî halaganî fe hüve yehdîni (*) Vellezî hüve yüt’ımünî ve yeskîni (*) Ve izê maridtü fe hüve yeşfîni (*) Vellezî yümîtünî sümme yühyîni (*) Vellezî atmeü en yagfira lî hatîetî yevmed dîn (*) Rabbi heb lî hükmen ve elhıknî bissâlihîn (*) Vec’al lî lisâne sıdgin fî-l-êhirîn (*) Vec’alnî min veraśeti cennetin naîm (***) Velê tuḣzinî yevme yüb’aśûn (*) Yevme le yenfe’u mêlün vele benûn (*) İlle men etallêhe bigalbin selîm” (Şuara 75-89) (Nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Hem siz hem de önceki atalarınız. İyi bilin ki, onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan ve bana yol gösteren O’dur. Bana yediren, bana içiren O’dur. Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur. Beni öldürecek, sonra beni diriltecek O’dur. Hesap gününde kusurlarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur. Ey Rabbim! Bana hikmet bilgisi bahşet ve beni salih kullarının arasına kat. Gelecek nesillerin dilinde doğrulukla/hayırla anılmamı sağla. Beni nimetlerle donatılmış cennetin mirasçılarından yap… Ve beni insanların diriliş gününde utandırma. O gün, malın da, çocukların da faydası olmaz. Ancak Allah’a düzgün/tertemiz bir kalp ile gelen hariçtir.) (Hz. İbrahim as’ın duası)

 

فَافْتَحْ بَيْن۪ي وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّن۪ي وَمَنْ مَعِيَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

62- “Feftah beynî ve beynehüm fethan ve neccinî ve men maiye minel mü’minîn” (Şuara 118) (Benimle onların arasında sen hüküm ver! Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!)

 

رَبِّ نَجِّن۪ي وَاَهْل۪ي مِمَّا يَعْمَلُونَ

63- “Rabbi neccinî ve ehlî mimmâ ya’melûn” (Şuara, 169) (Rabbim! Beni ve âilemi, bunların yapageldikleri kötülüklerden kurtar!) (Hz. Lut as’ın duası)

 

الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي فَضَّلَنَا عَلٰى كَث۪يرٍ مِنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِن۪ينَ

64- “Elhamdü lillêhillezî faddalenê alê kesîrin min ibêdihil mü’minîn” (Neml, 15), (Bizi mümin kullarının çoğundan üstün kılan Allah’a hamdolsun) (Hz. Davut as ve oğlu Hz. Süleyman as’ın duası)

 

 رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَدْخِلْن۪ي بِرَحْمَتِكَ ف۪ي عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ

65- “Rabbi evzi’nî en eşküra ni’metekelletî en amte aleyye ve alê valideyye ve en a’mele sêlihan terdahü ve edhılni birahmetike fî ibêdikessalihîn” (Neml, 19) (Ey Rabbim, bana ve ana babama lütfettiğin nimetlerine şükretmemi ve (geri kalan ömrüm içinde) Senin razı olacağın iyi (işleri) yapmamı bana ilhâm et. Rahmetinle beni de (cennete) salih kullarının arasına kat.) (Hz. Süleyman as bir gün insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusuyla yola çıkmıştı. Karıca vadisine varınca, karıncalardan birisi ey karıncalar hemen yuvalarınıza girin ki, Süleyman (as)nın ordusu farkına varmadan sizi çiğnemesin. Karıncanın bu sözünü işiten Hz. Süleyman gülümsedi ve böylece dua etmeğe başladı. Ona bahşedilen nimetlerin şükrünü ödemek üzere bu duâyı yaptı ve kendisinin iyi kullarla beraber olmasını diledi.)

 

 رَبِّ اِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي وَاَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمٰنَ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

66- “Rabbi innî zalemtü nefsî ve eslemtü mea süleymêne lillêhi rabbil âlemin”, (Neml, 44),  (Ya Rabbî,  Ben (Sen’den başkasına ibadet etmekle) kendime zulmetmişim, şimdi ise Süleyman’la birlikte âlemlerin Rabbine teslim oluyorum), (Sebe Melikesi Belkıs’ın Duası)

 

الْحَمْدُ لِلّٰهِ وَسَلَامٌ عَلٰى عِبَادِهِ الَّذ۪ينَ اصْطَفٰىۜ

67- “Elhamdü lillêhi ve selêmün alê ibêdihillezînestafê (Neml, 59), (Hamd olsun Allah’a, selâm olsun O’nun beğenip seçtiği kullarına) (Alla cc’un müminlere tavsiye buyurduğu dua)

 

رَبِّ اِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي فَاغْفِرْ ل۪ي فَغَفَرَ لَهُۜ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ

68- “Rabbi innî zalemtü nefsî fêgfirlî feğafera lehû innehû hüvel-gafûrurrahîm” (Kasas, 16) (Ey Rabbim! Ben kendime yazık ettim, beni bağışla! dedi. (Allah) onu bağışladı. Çünkü O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir) (Hz. Musa as’nın duası, Musa (a.s)’a peygamberlik vazifesi verilmeden önce Mısır’da bir Yahudiyi savunmak için bir kıptîye tokat atmış, kıptî de bu tokat ile ölmüştür. Bunun üzerine Musa (a.s) böyle dua etmiştir)

 

رَبِّ نَجِّن۪ي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ۟

69- “Rabbi neccinî minel-kavmizzâlimîn” (Kasas, 21) (Ey Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar) (Bu hadise sonrasında Hz. Musa kendisinin öldürülme planları yapıldığını öğrenince Mısır’dan gizlice Medyen’e (Şuayb as’in ülkesi) kaçmıştır ve Allah’a böyle dua etmiştir.)

 

عَسٰى رَبّ۪ٓي اَنْ يَهْدِيَن۪ي سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ

70- “Asê rabbî en yehdiyenî sevêessebîl” (Kasas, 22) (Umulur ki, belki Rabbim beni dosdoğru bir yola iletir) (Hz. Musa as’ın, Medyen’e doğru yola çıkınca ettiği dua)

 

رَبِّ اِنّ۪ي لِمَٓا اَنْزَلْتَ اِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَق۪يرٌ

71- “Rabbi innî limê enzelte ileyye min hayrin fakîr” (Kasas, 24) (Ey Rabbim doğrusu bana göndereceğin her hayra muhtacım) ( Hz. Musa as’ın Hz. Şuayb as’ın ülkesi Medyen’e vardığına çaresizlik içinde yaptığı dua)

 

 اٰمَنَّا بِه۪ٓ اِنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلِه۪ مُسْلِم۪ينَ

72- “Emennê bihî innehülhaggü mirrabbinê innê künnê min gablihî müslimîn” (Kasas, 53) (Ona (Kuran-ı Kerim’e) iman ettik, doğrusu o Rabbimizden gelen hakikattır. Esasen biz bundan önce de müslümanlığı kabul etmiş kimselerdik) (Ehli kitaptan insaflı kimselerin Kuran-ı Kerim’i duyduklarında yaptıkları dua)

 

رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ مَنْ جَٓاءَ بِالْهُدٰى وَمَنْ هُوَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

73- “Rabbî a’lemü men cêe bil hüdê ve men hüve fî dalêlin mübîn” (Kasas, 85) (Rabbim hidayetle geleni de ve apaçık sapıklıkta bulunanı da en iyi bilendir) (Allah cc’un Peygamber Efendimiz sav’a tavsiye buyurduğu dua)

 

اِنّ۪ي مُهَاجِرٌ اِلٰى رَبّ۪يۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

74- “İnnî muhâcirün ilê rabbî, innehü hüvel azîzül hakîm” (Ankebut, 26) (Doğrusu ben Rabbime hicret ediyorum. Çünkü O Azîz’dir, hükmünde hikmet sahibidir) (Hz. Lut as’nın duası)

 

رَبِّ انْصُرْن۪ي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِد۪ينَ۟

75- “Rabbinsurnî alêl kavmil müfsidîn” (Ankebut, 30) (Ey Rabbim! Fesatçı bir kavme karşı bana yardım et!) (Hz. Lut as’nın duası)

 

فَسُبْحَانَ اللّٰهِ ح۪ينَ تُمْسُونَ وَح۪ينَ تُصْبِحُونَ (*) وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَعَشِيًّا وَح۪ينَ تُظْهِرُونَ(*) يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ۟

76– “Fe subhênallâhi hîne tümsûne ve hîne tusbıhûn” “Ve lehül hamdü fîs semêvêti vel ardı ve aşiyyen ve hîne tuzhırûn”Yuhricül hayye minel meyyiti ve yuhricül meyyite minel hayyi ve yuhyil arda ba’de mevtihê ve kezêlike tuhracûn” (Rum, 17-19) (O halde siz akşama ulaştığınızda ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin. Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde de (Allah’ı tesbih edin).  O, ölüden diri çıkarır, diriden de ölü çıkarır. Yeryüzünü ölümünden sonra O canlandırır. (Ey insanlar!) İşte siz de kabirlerinizden böylece çıkarılacaksınız) (Allah cc müminlere tavsiye buyurduğu dua)

 

اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰٓئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۜ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا

77- “İnnallêhe ve melêiketehü yüsallûne alên nebiyyi, yê eyyühêllezîne êmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmê (Ahzab, 56) (Şüphesiz ki Allah ve melekleri Peygamber’e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât ve selâm getirin ve gönülden teslim olun) (Peygamber Efendimiz sav’e salavat getirmeyi emreden ayet)

 

الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ٓي اَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَۜ اِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌۙ

78- “Elhamdü lillêhillezî ezhebe annêl hazen, inne rabbenê le gafûrun şekûr” (Fatır, 34) (Bizden üzüntüyü gideren Allah’a hamdolsun. Rabbimiz bağışlayandır, çok lütufkârdır) (Cennetlere yerleştirilen bahtiyar kulların duası)

 

 سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ

79- “Selamün gavlen mirrabirrahim” (Yasin, 58) (Rablerinin Selam hitabıyla ağırlanacaklardır) (Cennetlere yerleştirilen bahtiyar kullara verilecek her türlü cennet nimetlerinin de üstünde en büyük ödül olan bizzat Allah cc’in Selam’ı ile ağırlanacaklardır)

 

 

وَالصَّٓافَّاتِ صَفًّاۙ (*) فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًاۙ (*) فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًاۙ (*) اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌۜ (*) رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِۜ (*) اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْكَوَاكِبِۙ (*)  وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ (*)  لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَاِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ (*)  دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ (*)  اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ

80- “Ves sâffati saffâ” “Fez zâcirâti zecrâ” “Fet tâliyâti zikrâ” “İnne ilâhekum le vâhıdun” “Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve rabbul meşârıg” “İnnâ zeyyennâs semâed dunyâ bi zîynetinil kevâkib” “Ve hıfzan min kulli şeytânin mârid” “Lâ yessemmeûne ilâl meleil a’lâ ve yukzefûne min kulli cânib” “Duhûran ve lehum azâbun vâsibun” “İllâ men hatıfel hatfete fe etbeahu şihâbun sâkibun” (Saffat, 1-10) (Andolsun saf saf dizilenlere! Önlerindekini sürdükçe sürenlere! Zikir okuyanlara! Şüphe yok ki sizin ilâhınız bir tektir. Göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların da Rabbidir, doğuların da Rabbidir. Biz yakın göğü bir ziynetle, yıldızlarla süsledik. Ve onu azgın her şeytandan koruduk. Onlar Mele-i âlâ’ya kulak verip, olup bitenleri aslâ dinleyemezler. (Dinlemeye kalkışsalar) her yönden sürülüp atılırlar. Kovularak onlara sürekli bir azap vardır. Hele bir tek söz kapan olursa delici bir alev onun peşine düşüverir) (Her türlü insi cinni şeytanların zalimlerin hırsızın ve vahşi hayvanların şerrinden emin olmak için okunacak dua) (Tembihün Gafilün, 508)

 

سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَم۪ين (***) سَلَامٌ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يم (***) سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ  (***) سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ‌يَاس۪ينَ (***) وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ (***) وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ (***)

81- “Selêmün alâ nûhın fîl âlemîn” “Selêmün alâ ibrâhîm” “Selêmün alâ mûsê ve hêrûn” “Selêmün alê ilyêsin” “Ve selêmün alêl mürselîn” “Vel hamdü lillêhi rabbil âlemîn” (Saffat, 79, 109, 120, 130, 181, 182) (Bütün âlemler içinde Nuh’a selam olsun, Selam olsun ibrahim’e, Selam olsun Musa ve harun’a, Selam olsun İlyas’a, Selam olsun (gönderilen bütün) peygamberlere! Hamdolsun âlemlerin Rabbi olan Allah’a)

 

 اِنَّ هٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِنْ نَفَادٍۚ

82- “İnne hêzê le rızgünê mê lehü min nefêd” (Sad, 54) (Şüphesiz ki bu bizim bitip tükenmek bilmeyen nimetlerimizdir) (Cennetlerde ağırlanacak bahtiyar kullarına Allah cc’nin bizaat hitabı)

 

  اللّٰهُمَّ فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ اَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ

83- “Allâhümme fêtıras semêvêti vel ardı âlimel gaybi veşşehêdeti ente tehkumu beyne ıbêdike fî mê kênû fîhi yahtelifûn” (Zümer, 46) (Ey Allah’ım! Ey gökleri ve yeri yaratan! Ey görünen görünmeyen her şeyi hakkıyla bilen Rabbim! Hakkında ihtilaf ettikleri her meselede kulların arasında en adil hükmü verecek olan elbette Sen’in. Ben bu güven içinde bekliyor ve sabrediyorum.) (Müminlere tavsiye edilen dua)

 

رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذ۪ينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَب۪يلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَح۪يمِ (*) رَبَّنَا وَاَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍۨ الَّت۪ي وَعَدْتَهُمْ وَمَنْ صَلَحَ مِنْ اٰبَٓائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۚ (*) وَقِهِمُ السَّيِّـَٔاتِۜ وَمَنْ تَقِ السَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ۟

84- “Rabbenê vesi’te külle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne têbû vettebeû sebîleke ve gıhim azêbel cahîm” “Rabbenê ve edhilhüm cennêti adninilletî vaadtehum ve men salaha min êbêihim ve ezvêcihim ve zürriyyütihim inneke entel azîzül hakîm” “Ve gıhimüs seyyiêt ve men tekıs seyyiêti yevme izin fe gad rahimtehü ve zêlike hüvel fevzl azîm” (Mümin, 7, 8, 9) (Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru. Ey Rabbimiz! Onları da, onların atalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi olan kimseleri de kendilerine vâdettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz Azîz ve Hakîm olan sensin! Onları kötülüklerden koru! Sen kimi kötülüklerden korursan, o gün muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. İşte bu en büyük kurtuluştur) (Hamele-i Arş ve diğer büyük meleklerin müminler için yaptıkları dua)

 

اِنّ۪ي عُذْتُ بِرَبّ۪ي وَرَبِّكُمْ مِنْ كُلِّ مُتَكَبِّرٍ لَا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ الْحِسَابِ۟

85- “İnnî üztü bi rabbî ve rabbiküm min külli mütekebbirin lê yü’minü bi yevmil hisâb” (Mümin, 27) (Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım) (Firavun’un ölüm tehtidlerine karşı Hz. Musa as’ın yaptığı dua)

 

وَاُفَوِّضُ اَمْر۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِ

86- “Ve ufevvidu emrî ilêllâh, innallêhe basîrün bil ibêd” (Mümin, 44) (Ben, işimi Allah’a havale ediyorum. Muhakkak ki Allah; kullarını görendir) (Firavun hanedanından Hz. Musa as’a inanmış bir müminin Firavun’un tehtidlerine karşı yaptığı dua)

 

 اَللّٰهُ لَط۪يفٌ بِعِبَادِه۪ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْقَوِيُّ الْعَز۪يزُ۟

87- “Allâhü latîfün bi ibêdihî yerzügü men yeşêü ve hüvel gavîyyül azîz” (Şura, 19) (Allah kullarına lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, güçlüdür.) (Rızık duası)

 

اِنَّ اللّٰهَ هُوَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ

88- “İnnallâhe hüve rabbî ve rabbüküm fa’büdûhü, hêzê sırêtümmüstakîm” (Zuhruf, 64) (Şüphesiz ki Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na kulluk edin, doğru yol budur) (Hz. İsa’nın inkârcı kavmine karşı duası)

وَاِنّ۪ي عُذْتُ بِرَبّ۪ي وَرَبِّكُمْ اَنْ تَرْجُمُونِۘ

89- “Ve innî üztü bi rabbî ve rabbiküm en tercümûn” (Duhan, 20) (Ben, bana yapacağınız bütün işkencelerden benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınıyorum) (Hz. Musa as’ın duası)

 

رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَصْلِحْ ل۪ي ف۪ي ذُرِّيَّت۪يۚ اِنّ۪ي تُبْتُ اِلَيْكَ وَاِنّ۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ

90- “Rabbi evzı’nî en eşkure ni’metekelletî en’amte aleyye ve alê vêlideyye ve en a’mele sêlihan terdêhü ve eslih lî fî zürriyyetî, innî tübtü ileyke ve innî minel müslimîn” (Ahkaf, 15) (Ey Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete gereği gibi şükretmemi ve razı olacağın yararlı işler yapmayı bana nasip eyle. Bana hayırlı bir nesil bağışla. İşte ben sana yöneldim. Ve elbette ki ben sana yürekten iman eden bir müminim. ) (İnsanı cennete götürecek güzel bir davranış ve dua)

 

لَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّءْيَا بِالْحَقِّۚ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ اٰمِن۪ينَۙ مُحَلِّق۪ينَ رُؤُ۫سَكُمْ وَمُقَصِّر۪ينَۙ لَا تَخَافُونَۜ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحًا قَر۪يبًا (*) هُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًاۜ (*) مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِرُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًاۘ س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِۜ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ۠ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْـَٔهُ۫ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَۜ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا

91- “Lekad sadakallêhü resûlehür rü’yâ bil haggi, le tedhülünnel mescidel harême inşêallâhu êminîne mühalligîne rüûseküm ve mükassırîne lê tehêfûn, fe âlime mê lem ta’lemû fe ceale min dûni zêlike fethan garîbê” (*) “Hüvellezî ersele resûlehü bil hüdê ve dînil haggı li yüzhirahü alêd dîni küllihî ve kefê billêhi şehîdê” (*) “Muhammedün resûlullâh, vellezîne meahû eşiddêu alêl küffêri ruhamêu beynehüm terêhüm rükkean sücceden yebtegûne fadlen minallâhi ve rıdvênen sîmêhüm fî vücûhihim min eseris sücûd, zêlike meselühüm fît tevrât ve meselühüm fîl incîl ke zer’in ahrace şat’ehü fe êzerehu festagleza festevê alê sûgıhî yü’cibüzzürrâa, li yagîza bihimül küffêr, vaadallêhüllezîne êmenû ve amilûs sêlihêti minhüm magfiraten ve ecren azîmê” (Fetih, 27, 28, 29) (Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinzi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi (*) Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter (*) Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah’tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat’taki vasıflarıdır. İncil’deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir) (Her hangi bir hacet için okunur ve ardından dua edilir)

 

رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ

92- “Rabbi innî maglûbün fentasir” (Kamer, 10) (Ya Rabbi ben mağlubum, bana yardım et) (Hz. Nuh as’ın duası)

 

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُواۜ لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍۚ (*) فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (*)  يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِۚ

93- “Yâ ma’şeral cinni vel insi inisteta’tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzû, lâ tenfuzûne illâ bi sultân” “Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân” “Yurselu aleykumâ şuvâzun min nârin ve nuhâsun fe lâ tentesırân” (Rahman, 33-35) (Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin sınırlarını aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa hemen geçin. Amma geçemezsiniz, ancak bir sultan (Allah’ın verdiği bir güç) ile çıkabilirsiniz. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Üzerinize dumansız bir ateş ve bunaltıcı bir duman gönderilir de artık birbirinizi kurtaramaz ve yardımlaşamazsınız”(Her türlü insi cinni şeytanların zalimlerin hırsızın ve vahşi hayvanların şerrinden emin olmak için okunacak dua) (Tembihün Gafilün, 508)

 

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟

94- “Rabbenêğfirlene ve li ihvaninellezine sebegûne bil îmêni ve la  tec’al fî gulûbinê ğıllen lillezine âmenû rabbenê inneke raufurrahîm” (Haşir, 10) (Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imanla geçmiş (din) kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde, iman edenlere karşı bir kin ve nefret bırakma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki Sen çok şefkatlisin ve çok merhametlisin.) (Bu duâ, Ashab-ı Kiram efendilerimizin duâsıdır. Onlar imanda kendilerini geçenlere duâ etmişlerdir. Kalplerinde mümin kardeşlerine karşı kıskançlık, kin, nefret ve düşmanlığın bulunmamasını için Allah’ın yardımını dilemişlerdir.)

 

 لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ (*) هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ (*) هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَز۪يزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ (*) هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

95- “Lev enzelnê hêzêl kur’êne alê cebelil le raeytehü hêşiam mutesaddiam min haşyetillêh ve tilkel emsêlü nadribühê lin nêsi leallehüm yetefekkerûn” “Huvallâhüllezî lê ilêhe illê hüv, âlimül gaybi veşşehêdeti, hüverrahmênürrahîm” “Huvallâhüllezî lê ilêhe illê hüv, el melikülkuddûsüs selêmül mü’minül müheyminül azîzül cebbêrül mütekebbir, sübhênallâhi ammê yüşrikûn” “Hüvallâhül hâligül bêriul müsavviru lehül esmêül hüsnê, yüsebbihu lehü mê fîs semêvêti vel ard ve hüvel azîzül hakîm” (Haşir, 21-24) (Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, muhakkak ki onun Allah’ın korkusundan baş eğdiğini ve parça parça olduğunu görürdün. Biz bu temsilleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz. O öyle bir Allah’tır ki, O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Görülmeyeni de bilir, görüleni de bilir. O Rahman’dır, Rahîm’dir. O öyle bir Allah’tır ki, O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O; mülkün sahibidir, her türlü eksiklikten yücedir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, emrinde galip olandır, istediğini yaptırandır, büyüklükte eşi olmayandır. Allah müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir. O; yaratan, var eden, şekil veren Allah’tır. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nu tenzih ve tesbih etmektedirler. O Azîz’dir, hüküm ve hikmet sahibidir) (Her türlü meşru istek, hacet ve günahların affı için okunur)

 

رَبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَاِلَيْكَ اَنَبْنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ (*) رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

96- “Rabbene aleyke tevekkelne ve ileyke enebne ve ileykel masîr” “Rabbene le tecalne fitneten lillezîne keferû vağfir lene rabbene inneke entel azizül Hakîm” (Mümtehine, 4- 5) (Ey Rabbim! Biz ancak sana tevekkül kıldık ve sana gönül verdik ve dönüşümüz Sana’dır. Ey Rabbimiz, bizi o küfredenler için bir fitne (konusu) yap(ıp ezdir)me! Bizi bağışla Rabbimiz. Çünkü Sen mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibisin.) (Bu duâyı İbrahim aleyhisselâm yapmıştır. Kendisi fitneden Hakka sığınmıştır. Dua edenlerin duasına cevap vermek ve zayıfları kuvvetlendirmek O’nun kârıdır. “Düşmanlarımıza karşı bizi mağlup etme, bizi fitnelerden ve çeşitli çirkin işlerden uzak eyle” demiştir.)

 

رَبَّنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَاۚ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

97- “Rabbene etmim lene nûrene vegfirlene, inneke alâ külli şey’in kadîr” (Tahrim, 8) (“Ey Rabbimiz! Nûrumuzu tamamla, bizi bağışla; çünkü Sen’in her şeye kadirsin” derler.) (Cennetlik kulların nuru önlerini aydınlatınca yaptıkları duası)

 

 رَبِّ ابْنِ ل۪ي عِنْدَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّن۪ي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِه۪ وَنَجِّن۪ي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَۙ

98- “Rabbi inni lî indeke beyten fîl cenneti ve neccinî min fir’avne ve amelihî ve neccinî minel kavmiz zâlimîn” (Tahrim, 11) (Rabbim! Katından bana cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptıklarından kurtar, beni şu zâlimler gürûhundan kurtar) (Hz. Musa as’ye iman eden Firavun’un hanımı Hz. Asiye’nin duası)

 

رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ وَلَا تَزِدِ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا تَبَارًا

99- “Rabbiğfirli ve li valideyye ve limen dehale beytiye mü’minen ve lil mü’minine vel mü’minêt. Ve lê tezidizzalimine illa teberâ” (Nuh, 28) (Ey Rabbim, beni, anamı, babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, (kıyamete kadar gelecek) erkek ve kadın mü’minleri bağışla. Zalimlerin helakinden başka bir şeyini de artırma.) (Hz. Nuh as’ın duası)